Fibromiyalji Sendromu (FMS)

Kronik şikayetlerin nedeni fibromiyalji Nedeni bir türlü tespit edilemeyen ağrılar, psikolojik sorunlar, uyku problemi, sürekli yorgunluk, bağırsak problemleri, ağrılı adet gibi nedeni bir türlü...

Kronik şikayetlerin nedeni fibromiyalji

Nedeni bir türlü tespit edilemeyen ağrılar, psikolojik sorunlar, uyku problemi, sürekli yorgunluk, bağırsak problemleri, ağrılı adet gibi nedeni bir türlü tespit edilemiyen hastalıklarda fibromiyalji olabiliceği unutulmalıdır.

Fibromiylji sendromu ilk kez 1906 yılında fibrositis adı altında tanımlanmıştır. Tüm toplumun % 2 sorunu olarak artık karşımızda duruyor.

FMS, etyolojisi tam olarak bilinmeyen, kas-iskelet sisteminde yaygın ağrı ve hassas noktalar yanında uyku bozukluğu, irritabl kolon, sabah sertliği, ellerde ağrı, uyuşma ve subjektif şişlik yakInmaları ile karakterize bir yumuşak doku romatizmasıdır .

FMS unda görçlen ağrının nosiseptif, nöropatik, santral sinir sisteminde ve psikosomatik mekanizmalardaki disregölasyona bağlı olabileceği düşünülmektedir.


Fibromiyalji kas ve bağ dokularda yaygın hassasiyet ve ağrıyla kendini gösteren bir hastalıktır. Bu şikayetlerin yanında psikolojik sorunlar, uyku problemi, sürekli yorgunluk ve sabah tutukluğu gibi şikayetlerin olabileceği gibi, mesane ve bağırsak problemleriyle sık sık karşılaşılan bir sorundur. özellikle bayanlarda adetleriniz çok ağrılı geçiyorsa, bel ağrınız basit tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınamamışsa akla fibromiyalji gelmelidir.

özellikle 30-60 yaşları arasında sık görülen, iyi huylu ve romatizmal olmayan bu hastalığın kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre çok daha fazladır. Yaşam kalite ve konforunu bozan fibromiyaljiler, kişiyi günlük hayattan alıkoyup işgücü kaybı ile tıbbi harcamaya neden oluyor.

İşin ilginç yanı fibromiyaljiler, halk arasında olduğu gibi konuyla ilgilenmeyen hekimlerce de çok tanınan bir rahatsızlık değildir. çoğu kez bu tabloyla hekime başvuran hastanın rahatsızlığı doğru tanı konulamadığından doktor doktor gezmek durumunda kalıyor.  

EN öNEMLİ BELİRTİSİ SANCI / AĞRI

Fibromiyaljinin ne olduğu ve nedeni tam olarak bilinmiyor. Yapılan çalışmalarda fibromiyalji hastalarının uyku sırasında anormal beyin dalgalarına (EEG) sahip oldukları tespit edilmiş. Diğer kişilerde ise kortizol seviyesinin düşük olduğu belirlenmiş.

Stres, kaygı, depresyon, hastalık veya yetersiz uyku fibromiyaljiye neden olabiliyor. Kendinizi çok fazla yorduğunuzda veya havanın nemli veya soğuk olması durumunda belirtiler daha da ağırlaşabiliyor. Hastanın stres durumu bunun kortizon ile olan ilişkisi ve uykudan uyandıktan sonra değişen kortizon seviyesi bu konuda en iyi incelenmiş bir durumdur. 

Şekil 1 : Yanda kortizonun stres ile ilişkisini gösteren şema ve uyandıktan sonra kortizon durumunu gösteren resim bunu göstermektedir.

Tablo I: Stresin hormonal yapı üzerindeki disfonksiyonunu açıklayan tablodur.

Hastalar, fibromiyalji bulgularıyla doktora başvurduklarında çoğu kez yanlış değerlendiriliyor, psikiyatrik reçeteler düzenleniyor. Bunun sonucu olarak zaman ve ekonomik kayıplar da büyüyor. üstelik bütün bunlara bir de hastaların anlaşılamama nedeniyle mutsuzluk ve çaresizlik tablosu ekleniyor.

Kronik yaygın ağrılar, yorgunluk, bitkinlik, sinirlilik, uyku bozuklukları, baş ağrıları, kabızlık fibromiyaljili hastaların önde gelen şikayetleri arasında yer alıyor.

Sancı ise başlıca görülen belirti! Bu rahatsızlıkta kaslarda, eklemlerde ve yumuşak dokularda hafta hafta, gün gün değişen ağrılar, sancılar ve tutulmalar meydana geliyor. Ayrıca sancı bedenin bir bölgesinden diğer bölgesine hareket edebiliyor. Fibromiyalji genellikle boyun, göğüs, kollar, bacaklar, kalçalar ve sırtta görülüyor. Diğer belirtileri ise yorgunluk, baş ağrıları, kaygı, depresyon, yutma güçlüğü, tekrarlayan karın ağrıları veya diyare gibi sindirim sistemi problemleri...

Fibromiyalji, etiyolojisi bilinmeyen, nöroendokrin, metabolik ve immunolojik anormallikler gösteren, yaygın kas-iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk, sabah tutukluğu, uyku bozukluğu, vücudun belli bölgelerinde bulunan hassas noktalarla karakterize bir yumuşak doku romatizmasıdır.

Hastalarda beyin ve spinal korddaki anormal substance P ve serotonin seviyeleri nosiseptif anormalliklere yol açabilir.

Bu kronik nosiseptif uyarılar ağrı eşiğinin düşmesine neden olarak ağrı yoğunluğunun artmasına yol açabilir.

Tedavide kullanılan enjeksiyon ise sinir-kas kavşağındaki nosiseptif reseptörleri inhibe ederek ağrı eşiğini yükseltir .

Tanı için şemada gösterilen en az 18 noktanın 11 de hassasiyet olması ve tendon noktalarının ağrılı olması fibromiyaljinin diyagnosunda çok önemlidir.

ACR’nin sınıflandırma ölçütlerinde önerilen, bilateral 9 yerleşimde toplam 18 duyarlı nokta şunlardır : suboksipital kas insersiyonu, trapezius kasının üst orta noktası, supraspinatus kasının orjini, sternokleidomastoid kasın alt bölümü, ikici kostokondral birleşke, lateral epikondilin 2 cm distali, gluteal bölgenin üst dış kadranı, büyük trokanterin üzeri, dizin medial yağ yastıkçığı.

Atlantookzipatal suboksipital seviyesinde ense kökünde M.levator scapulae skapula açısnda yapıştığı yer 2-4 kaburganın kemik ve kıkırdak dokusunun ge.iştiği yer Tuberculum majus ön tarafta lokalize olduğu yer Dirşeğin dış tarafından olan Epikondylus radialis biraz onun distalinde lokalize olmuş yer. Dirseğin iç tarafından yer alan Epikondylus ulnaris Kalça bölgesinde yer alan M.Gluteausun ortasında yer alan ağrılı nokta Trojantor major kalçayla komşuluğu olan yer Medial diz eklemi. İç tarafta lokalize olmuş yer.

İekil 2: ACR in tanımlamış olduğu triger noktaları

Tablo II: ACR Fibromiyalji tanı kriterleri

A. Kardinal bulgular.

1. Kronik yaygın ağrı

2. Hassas noktalar (18 hassas noktadan en az 11 nokta)

B. Karakteristik bulgular

1. Bitkinlik

2. Uyku bozukluğu

3. KatIlIk

4. Baş ağrIsI

5. üritabIl barsak sendromu

6. Raynoud benzeri sendrom

7. Depresyon

8. Paresteziler

9. Anksiyete

Kesin tanı için 2 kardinal bulgu gereklidir.

Laboratuvar

Laboratuvar ve radyolojik incelemeler özgül değişiklik göstermez. Ancak ayırıcı tanıda eritrosit sedimentasyon hızı, tiroid hormonları, böbrek fonksiyon testleri, kas enzimleri, antinükleer antikor (ANA), romatoid faktör (RF) yardımcı olabilir. Ancak bu testleri yorumlarken dikkatli olmalıdır. Szg, FMS’li hastaların %10-23’ ünde açıklanamayan ANA pozitifliği vardır.

Radyografi, sintigrafi ve EMG çalışmaları, öykü ve fizik bakıyla başka bir hastalık düşünülmüyorsa, genellikle gerekmez

Ancak tamamlayıcı tıp kapsamında laboratuvar incelemnein önemi:

Kortizol, DHEAS, Melatonin-Sulfat, Seratonin, IGF-1, TSH, Ferritin, Folik asit, Vitamin B6 ve B12, Coenzm10, L-Carnitin, Mg, Selenium, Tam kan, Sedimentasyon.

Bu panelin haricinde ayrıca EBV, CMV, Borrelien, NK-Hücreler, değerlerin yanı sıra Romatizmal kaynağı tespitinde kullanılan bazı parameterlerde incelenebilinir. Bunlar başlıca CRP, RF, Fe, Ku, çinko, HLA B27,  CCP-AK, ANA.

Yukarda kortizon ile olan ilişki incelendiğinde uyandıktan sonraki zaman dilimindeki bu değerin durumu ve daha sonraki seviyesi önemli olduğu kadar kortizonun surrenal ve hipotalamüs üzerinde ortaya çıkan etkinin sempatik sinirlerle olan ilişkisi gözlendiğinde bunun seviyesinin tespit edilmesinin çok önemli olduğu görülecektir.

Bedenin toksin seviyesini tespiti için. Sander’e göre asit baz dengesinin araştırılması çok önemlidir.

SEKONDER FMS - AYIRICI TANI

Ayırıcı tanıda göz önüne alınması gereken başlıca hastalık gurupları şunlardır .

Tablo III.  AYIRICI TANI

İdiyopatik enflamatuvar kas hastalıkları

PM/DM

Enfeksiyöz miyozitler

Bakteriyel, viral, fungal, parazitik

Ilaçlara bağlı myopatik sendromlar

Endokrinopatiler

Hipotiroidizm, hipertiroidizm

Kollagen vasküler hastalıklarla ilişkili myozitler

Polimyaljia romatika ve temporal arterit

Okkült ve metastatik karsinomlar

Nöromuskuler hastalıklar

Myastenia gravis, ALS, familial periodik paralizi, Guillain-Barré sendromu, D.mellitus, porfiri.

Klinisyen için en önemli zorluk FMS’yi enflamatuvar veya metabolik myopatilerden ayırmaktır. Polimyaljia romatika ve metastatik karsinom yaşlılarda görülen en önemli durumlardır; oysa depresyon, postviral myalji ve multipl bölgede myofasiyal ağrı farklı yaş spektrumlarında görülebilir.

Myofasiyal ağrı sendromu, kronik yorgunluk sendromu, sistemik lupus eritematozus (SLE), romatoid artrit, erken spondilartropati, multipl skleroz, depresyon, hipokondiazis, somatoform ağrı bozukluğu, simülasyon, irritabl barsak sendromu, siyatik, nöropati, interstisyel sistit, metabolik myopati, enflamatuvar myopati,metastatik karsinom, Alzheimer hastalığı, Menieré hastalığı, polimyaljia romatika en sık karşılaşılan durumlardır.

FMS öteki romatizmal hastalıklarda sıklıkla görülür ve bazan ayırımda zorluk çekilebilir. Oral ülserasyonlar, artraljiler, subjektif eklem şişliği, fotosensitivite öyküsü ile ANA (+) olan FMS’li bir hasta yanlış olarak “undiferansiye bağ dokusu hastalığı” veya “inkomplet” ya da “latent” lupus tanısı alabilir . RA ve FMS’ nin ikisinde de stresle semptomların açığa çıkışı arasında ilişki vardır. Sabah sertliği, artralji ve subjektif eklem şişliğiyle FMS’liler yanlışlıkla erken RA sanılabilir. Bu arada SLE’ de FMS sıklığının % 22, RA’ lilerde % 10-25 olduğu da unutulmamalıdır.


HASTALARIN YüZDE 90’I KADIN

Fibromiyalji hastası gençlerde yaygın olarak kronik başağrıları, anksiyete ve hava koşullarına bağlı olarak kötüleşen belirtiler, mental stres veya yetersiz uyku da görülüyor. Hastanelerde fibromiyaljili hastaların, diğer hastalardan daha çok sayıda polikliniğe başvurdukları, ameliyat oldukları saptanmış. Bütün bunların yani hastaların karakteristiklerinin bilinmesi de hastalığın tanınması için önemli taşıyor. Hastaların yüzde 90’ına yakını kadındır.

Hastalar şikayetlerinin bir travmadan sonra başladığını, aşırı bir fiziksel yorgunluğu takip ettiğini ya da bir enfeksiyon sonrası ağrılarının arttığını söyler.

Fibromiyaljinin sebepleri konuda ortaya birçok düşünce atılmış, bazı virüsler veya hastalıkların görülmesi (romatoid artrit, lupus ve hipotiroidizm gibi), trafik kazaları sebep olarak ileri sürülmüştür. Ancak bütün bu etmenlerin asıl neden olmadıkları ve hastalığın altında yatan fizyolojik etmeni uyandırdıkları düşünülüyor. Böyle bir sendroma ne neden olabilir sorusunun yanıtı beyindeki bilgi taşıyıcı nörotransmitterler de denilen bilgi taşıyıcı moleküllerde saklı olduğu düşünülüyor.

Nörotransmitterlerden noradrenalin, serotonin ve P maddesi seviyelerinde değişmeler olduğu biliniyor. Büyüme hormonu ve kortizol hormonu miktarlarının bu hastalarda değiştiği bildirilmiştir.

Bu belirtilerin tamamı incelendiğinden temelde lenfatik dolaşım bozukluğu oluştuğu görülüyor. Fibromiyalji taplosundan hassas ve ağrılı olarak bulduğumuz noktaların çoğu lenfatik sisteme adalede parçalanmış artıkların sisteme dahil edildiği noktalar olmaktadır. Hastalran bedenleri asit baz açısından değerlendirildiğinde yoğun bir asit yapının olması dikkat çekmektedir.

Ağrı, uykusuzluk, depresyon hepsi bir kısır döngü içinde artıyor, yani birbirini olumsuz yönde ilerletiyor. Birçok faktör fibromiyaljinin ortaya çıkışını veya tablonun ağırlığını değiştirebiliyor.

Kapalı ve kasvetli havalar, soğuk gibi iklimsel koşullar bile bu sendromun görülmesine neden olabiliyor. Ayrıca stres, depresyon, sıkıntılar, aşırı yorgunluklar ve insanın moral değerlerini olumsuz olarak etkileyen tüm faktörler fibromiyalji için de kötüleştirici faktör olabiliyor.

FMS semptomlarını arttıran ve azaltan çeşitli faktörler vardır.

Tablo IV : MODüLE EDEN FAKTöRLER

Arttıran faktörler

Azaltan faktörler

Soğuk veya nemli hava

Sıcak, kuru hava

Barometrik basınç değişiklikleri

Sıcak duş veya banyo

Nonrestoratif uyku

Dinlendirici uyku

Fiziksel / Mental yorgunluk

Orta derecede aktivite

Aşırı fiziksel aktivite

Germe egzersizleri ve masaj

Anksiyete / Stres

İLK ADIM AĞRIYLA MüCADELE

Fibromiyaljinin önlenmesi için kesin bir yol bilinmiyor. Ancak hemen her hastalıktan korunmaya yardımcı olan sağlıklı bir diyet, düzenli egzersiz, yeteri kadar su içmek, bedeni asitleştiren hayvansal besinlerden uzak kalmak ve yeterli istirahat en etkili korunma yöntemi. Egzersiz yapmak da çok önemli...

özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiovasküler kondüsyon programı, yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme çok yararlı. Egzersiz, ısı ve elektriksel akımlardan oluşan fizik tedavi ağrının azaltılmasında etkili oluyor. Kas gerginliklerinin azaltılmasında masaj, miyofasyal gevşeme ve basınç teknikleri de olumlu sonuçlar veriyor.

Fibromiyalji kronik bir rahatsızlık. Uzun süreli bir hastalık olmasına rağmen zamanla birçok hasta semptomlardan kurtuluyor, bir kısmında ise hiçbir şikayet kalmıyor. Bu sendromun tedavisinde ağrıyla mücadele ve kaliteli bir uyku sağlanması ilk adım. Vücut seratonin seviyesini yükselten, depresyon gibi durumlarda da kullanılan ilaçlar tedaviye başarı sağladığı belirtiliyor.

Vücutta seratonin etkisini artıran ve dengeleyen noktalar mevcut. Ancak bu yapılırken ilaç yerine kalıcı çözüm almak için tamamlayıcı tıp metotlarını birlikte kullanarak fibromiyaljiyi tedavi etmek mümkün.

Bu durumda en etkili terapilerin başında nöral terapi, ozon terapi, S.O.E (Oksijen Tedavisi), magnetik alan tedavisi, akupunktur ve biyofoton geliyor. Uzman hekim tarafından uygulanan tetik nokta dediğimiz trigger noktalarına nöralterapi yaklaşımı ile enjeksiyonları fibromiyaljide oldukça etkili.


BU BELİRTİLERE DİKKAT EDİN


KRONİK BAŞAĞRISI

Tekrarlayan migren ve tansiyon tipi baş ağrıları, fibromiyaljik hastaların yüzde 50’sinde görülen belirtidir.


YORGUNLUK

Hastalar sürekli yorgunluktan şikayet eder. Bu genellikle beyinsel bir yorgunluk olarak tanımlanır. Hastalar kendini enerjisi çekilmiş gibi hisseder. Bazı hastalar yaşadıkları yorgunluğu kol ve bacaklarına sanki beton bloklar bağlanmış gibi tanımlarlar.


SİNDİRİM SORUNLARI Konstipasyon (kabızlık), diyare (ishal), sık sık karın ağrısı, gaz çıkartmak ve mide bulantısı fibromiyalji hastalarında sık rastlanan bulgulardır.

AĞRI

Fibromiyaljide görülen ağrıda belirli bir lokalizasyon ve karakter mevcut değil. Hastalar derin kas ağrıları, yanma, burulma gibi değişik karakterde ağrılar tanımlar. özellikle sabah saatlerinde ağrı ve kas tutukluğu daha fazla görülür.

KİMYASALLARA KARŞI HASSASİYET Parlak ışık, değişik kokulara, gürültüye, bazı ilaçlara ve değişik besinlere karşı bir hassasiyet, yüzde 50 oranında fibromiyalji hastalarında görülür.


UYKU BOZUKLUKLARI


Birçok fibromiyalji hastasında uyku sorunları vardır. Bu kişiler uykuya kolayca dalmalarında rağmen ortaya çıkan beyin aktiviteleri nedeniyle uykuları derinleşememektedir. Yani hastaların yarı yarıya uyudukları söylenebilir. Birçok vakada hastayla karşılaşan doktor uyku testlerini imkansızlıklar nedeniyle isteyemez. Genelde hastalar bu durumu uykudan uyandıklarında sanki bir ağır bir iş yapmış gibi dinlenmeden kalktıklarını söyler. Fibromiyalji hastalarında uykuda kolların bacakların ani olarak sağ sola atılması, diş gıcırdatmak gibi başka sorunlar da görülebilir.

FMS’ li hastaların çoğunda görülen uyku bozukluğunun çeşitli nedenleri vardır.

Tablo V : UYKU BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ

psikofizyolojik insomni

sirkadiyen ritm bozukluğu

kötü uyuma alışkanlığı

REM uykuda davranış bozuklukları

uyku eşinin horlaması

fazla kafein, alkol

Ağrı

ağır ve baharatlı akşam yemeği

huzursuz bacak sendromu

yatmadan önce yemek

uyku-apne sendromu

yatmadan önce TV izlemek

Rinit

fazla gürültü

özofageal reflü

rahatsız yatak

Noktüri

kontrolsüz oda sıcaklığı

Narkolepsi

Horlamak

yeni doğan bebeğin neden olduğu uyku bölünmesi

yatak odasında evcil hayvan


DEĞİŞİK SEMPTOMLAR

Dismenore (ağrılı adet görmek), göğüs ağrısı, adale tutuklukları, hafıza kayıpları, duyu sorunları, karıncalanma, kas seyirmeleri, sık idrara gitmek, deri hassasiyeti, göz kuruluğu ve ağız kuruluğu.


TEMPOROMANDİBüLER EKLEM SORUNLARI Alt ve üst çene arasında yer alan eklemin fonksiyon bozukluğu da bir sendrom olarak bilinir. Yüzde ve başta şiddetli ağrılar duyulur. Yapılan bilimsel araştırmalarda fibromiyalji hastalarının yüzde 25’inde bu tip sorunlara rastlanır.

Tedavi/ Terapi

Tablo VI terapide yaklaşım

Modern Tıp açısından yaklaşım:

Tamamlayıcı Tıp

NSAI

Antidepresanlar

Nöralterapi

Elektroterapi

Ozon terapi

Akupunktur

SOE terapi

Egzersiz

Egzersiz

Masaj

Hidroterapi

Sağlıklı ve dengeli beslenme

Doğru nefes alma tekniği

Hipnoz

Uyku düzenlenmesi

Detoks

Tamamlayıcı Tıp metotlarıyla bu rahatsızlığın terapisi mümkündür.

Terapiye başlamadan önce değerlendirmek önemlidir. Fibromiyalji hastanın değerlendirmek ve takik etmek için Mülti disipliner bir yaklaşım çok önemlidir.

Tablo VII: Multi disipliner terapi yaklaşımı

Multi disipliner terapi yaklaşımı

Hidroterapi

Elektroterapi

Egzersiz ve Masaj

Nöralterapi

Ozon, SOE, Akupunktur

Termal banyolar

Kaplıca

Dönüşümlü banzo

İnrred Isı ve elektriksel akımlardan oluşan fizik tedavi ağrının azaltılmasında etkili oluyor.

Manyetik alanterapisi

TENS

gevşeme egzersizleri,

germe egzersizleri,

 kardiovasküler kondüsyon programı, yürüyüş,

yüzme,

bisiklete binme Egzersiz.

Lenfatik disfonksiyon olduğundan

Lokal ağrı yer

Ağrılı segment

Triger noktalar,

Bozucu alan eliminasyonu

Blokaj

Hormonal eksen

İmmun sistemi güçlendirmek için faydalanılacaktır. Fibromiyaljideki ağrının giderilmesinde Nöralterapi kadar etkin deüildirler.

Nöralterapi açsısından yaklaşım:

 

Bu belirtilerin tamamı incelendiğinden temelde lenfatik dolaşım bozukluğu oluştuğu görülüyor. Fibromiyalji taplosundan hassas ve ağrılı olarak bulduğumuz noktaların çoğu lenfatik sisteme adalede parçalanmış artıkların sisteme dahil edildiği noktalar olmaktadır. Hastalran bedenleri asit baz açısından değerlendirildiğinde yoğun bir asit yapının olması dikkat çekmektedir.

 

Nöralterapi ve Vegetatif Sinirsisteminin önemi?

Nöral terapi terim olarak vücudun kendi nörovejetatif sistemini kullanarak işlev gören bir tedavi formunu ifade eder. 

Stimülüs transformasyonları ve bilgi değişiklikleri nörovejetatif sistemde yer almakta ve aşırı stimülüs enerjinin üretimin ve dağılımın engellemekte ve bozmaktadır. Lenfatik sistemin etrafını saran vejetatif sinir sisteminin regülasyonu FMS ana yaklaşım terzını oluşturmalıdır.

Bütün nöral terapötik metotlar ise ya bozulmuş dokuya enerji sağlamakta, ya da enerji bloklarını çözmektedir.

1928 yılında Dr. Ferdinand ve Dr. Walter Huneke, eklem araştırmaları ile ilgili bir yazılarını “Anestetiklerin Bilinmeyen Uzak Etkileri” başlığı altında yayınlamışlardır ve bu rastlantısal bulgularını bir tedavi metodu olarak geliştirmişlerdir.

Huneke’ye göre Nöral Terapi, çeşitli hastalıkların, özelliklede ağrının lokal anestezikler kullanılarak periferik ve vegetatif sinir sistemi yoluyla tedavisidir.Bu tedavi için prokain ve lidokain kullanılır.

Burada 4 ayrı tedavi şekli vardır:

1.      Lokal tedavi

2.      Segmental tedavi

3.      Ganglionlara yapılacak tedavi

4.      Bozucu alan tedavisi

Nöral Terapi bir regülasyon tedavisidir. Beden üzerinde belli noktalara veya alanlara Lokal Anesteziklerle bir uyarı gönderilir,bu uyarıya beden tarafından segmental veya segment üstü bir yanıt verilir.Bu yanıt bize hem teşhis koyma hem de tedavi etme konusunda yön verir. 

Bozucu alanların tedavisinde aşağıdaki şartlar dikkate alınmalıdır :

1.      Bedende bulunan bir bozucu alana lokal anestezik injeksiyonundan  sonra şikayetlerin kaybolması en az 20 saat sürmelidir.(dişlerde ise 8 saat )

2.      Her tedaviden sonra şikayetlerin giderek azalması gözlenmelidir.

3.      Yeterli sıklıkta tedaviden sonra hastalık iyileşmelidir.Hatta anatomik olarak ortadan kalkmalıdır.

Segment tedavisi segmentin bütün kısımlarının, segmentin içindeki önemli proseslere karşı, uniform bir bütün olarak rol oynaması ile ilgilidir. Stimulus sipnal kord yolu ile periferden, respectif segmentle asosiye olmuş organa ulaşır , ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşır.

Bütün nörovejetatif sistem fonksiyonları humoral, selüler, nerval ve hormonal düzenleyici mekanizmaların aralarındaki ayarlamalar sonucu sistemdeki reaksiyonlara katılımı ile ilişkilidir. Bu mekanizmaların sadece birinde oluşacak herhangi bir bozukluk bütün sistemin fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. FMS de bozulan ana lenfatik sistemdeki disfonkiyon pek çok semtomun karışımına neden olan hastalığı ortaya çıkarması bu pencereden bakıldığından anlaşılıdır.

Yani hastalık yalnızca bir organı değil, bütün vücudu etkileyecektir. Lenfatik sistemdeki bir disfonkiyon veya triger noktasındaki staz sadace bulunduğu lokal yeri ve segmenti etkilemez uyarının kronikliğine göre tüm sistemi etkiler. Bozuk segmental dokuya lokal anestetik ile yapılan nöral terapi yalnızca patolojik refleks yolları kesmekle kalmaz, aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek, vejetatif fonksiyonları normal hale getirmeye de yarar. Bir başka deyişle lenfatik sistem kaynaklı ortaya çıkmış olan komplek disfonksiyonunu regüle eder. 

Vücudun herhangi bir yerindeki önceden geçirilmiş veya halihazırdaki lokal irritasyon, patolojik bir saha (bozucu alan) haline gelebilir ve nörovejetatif sistemi bozarak diğer vücut fonksiyonlarının bazılarında da rahatsızlığa neden olabilir. Bu sahaya lokal anestetikle uygulanan nöral tedavi bu etkiyi azaltabilir ve semptomlarda ani bir düşüş gözlenebilir.

Yaşam sadece madde ile sınırlanmış değil, aynı zamanda enerji ile de bağlantılıdır. Bir zarın normal şartlarda, dinlenme durumunda dış tarafta pozitif, iç tarafında negatif yükü vardır. Bir uyarılma söz konusu olduğunda zarın sodyum iyonlarına olan geçirgenliği birden artınca sodyum iyonları o kadar ani ve hızlı olarak iç tarafa akarlar ki, dış ve iç yüzeyler arası potansiyel farkı yok olur ve hatta iç yüzde dış yüze oranla daha fazla bir pozitif yük toplanır ve bu halde normal dinlenim potansiyeli ortadan kalkar. Bu durumda potasyum iyonları hücreyi terk etmiş ve sodyum iyonları da hücre içine girmiş durumdadır. 

Normal şartlar altında depolarizasyonun oluşundan hemen sonra zarın porları sodyum iyonlarına karşı geçirgenliğini yeniden kaybeder. Bu durumda potasyum iyonları hücreye geri döner ve sodyum iyonları hücreyi terk eder ve hücre membranı tekrar impermeabl hale gelir. Böylece normal dinlenim potansiyeli geri gelmiştir

Kısacası nöralterapötik ajanın bir değer deyişle %1 procain veya %1 lidokain bozulmuş sahaya gelmesi ve içerdiği yüksek potansiyeli ile bozulmuş hücre membran potansiyelini repolarize etmesi, böylece stabilizasyonunu sağlaması, yalnızca nörovejetatif sistemdeki düzensizliği ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda nöral, humoral, selüler ve hormonal etkinliği de restore eder. 

FMS hastalar incelendiğinde iki ana sorun karşımıza çıkmaktadır. AĞRI ve UYKUSUZLUK.

Ağrı derinlemesine sorgulanıp incelendiğinde yukarda tanımlanmış olan trigger noktaların ağrılı ve hassas olduğu görülmektedir. Bu noktaların adale içinde yer alan lenfatik sisteme açılan kapılar olduğu görülecektir. Lenfatik sistemde akışkanlık bozulduğundan geriye doğru bir birikim meydana gelecekcektir. Normal koşularda toksik maddeler lenfatik sistem yoluyla atabilinmektedir. Ancak lenfatik sistemi bir ağ gibi saran sempatik sinir sistemindeki disfonksiyon burada ciddi bir staz meydana getirir. Bu stazı çözebilecek en önemli terapi mettoduysa Nöralterapidir. çünkü sempatik disfonksiyonu regüle edebilecek önemli bir terapi şeklidir. Pek çok fiziktedavi uzmanınca veya ortopedistlerce yapılan lokal aneztesiz uygulaması nöralterapi değildir.

Uykusuzluk derinlenmesine incelendiğinde FMS kaynaklı oluşumundan hormonal disfonkisiyon olduğu görülecektir. Yukarda tanımlanmış olan stresin kortiyon üzerindeki etkisi ve uyanmak durumuna bağlı olarak değişen kortizol seviyesi ve melatonin düzeyinde ciddi değişiklikler olduğu tespit edilecektir. Laboratuar incelemerindeki bu disfonksiyonu ilaç tedavisinden daha çok hormon eksini başta olmak üzere organların yansıma ve head zonlarındakı disfonksiyonların regüle edilmesi kaliteli bir uykunun sağlanmasına neden olacaktır.

Nöralterapi ile ağrılı noktaların enjeksiyonu, triiger noktalarının uyarılması, sorunlu segmentın tedaviye dahil edilmesi, hastanın öyküsünden ve FM ve inspeksiyondan görülen bozucu alanların regüle edilmesi. Tabi ilk başta adler noktalarının hassas olup olmadığının incelenerek sorunlu olan bölgesinin veya alanın regüle edilmesi gerekmektedir.

Sadece triger noktaların yapılacak olan bir LA enjeksiyonu ile Nöralterapideki başarıyı elde etmek mümkün değildir. çünkü sorunun kaynağı triger noktası değildir. Triger noktası lenfatik sistemden ortaya çıkan stazın sonucu olarak bir yansıma ağrısı oluşmaktadır. Bu bağlamda üstün köre yapılacak bir LA uygulanan hastanın şikayetlerinde gecici rahatlama sağlasada kalıcı çözüm olamakatadır. Yukarda söz konusu aktarmaya çalıştığım bu hastalığın temelinde lenfatik ve hormonal  disfonkiyonun regülasyonu yatmaktadır. Bu lokal ağrı noktaların yanı sıra bozucu alanların eliminasyonunu gerektirir. FMS başarıla olmabilmek ve kalıcı çözüm almak için NT olmazsa olmazlardandır.

Prof. Dr. Dr. Hüseyin NAZLIKUL

www.huseyinnazlikul.com

BENZER İÇERİKLER



EN ÇOK OKUNANLAR




EN ÇOK İNCELENEN KURUMLAR

EN ÇOK İNCELENEN İLAÇLAR


Copyright © 2014 Yeni Projeler