Bu virüs hamileleri tehdit ediyor

Hamilelikten önce veya hamilelik sırasında oluşabilen Sitomegalovirüs, tedavisi olmayan bir enfeksiyondur.

Bebekte ciddi hasarlara neden olabileceğinden anne adayı mutlaka enfeksiyondan korunmalı. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy, Sitomegalovirüs hakkında en önemli soruları cevaplandırıyor.

Sitomegalovirüs nedir?

Herpes virüs ailesinden bir DNA virüsü olan Sitomegalovirüs (Cytomegalovirus, CMV) en çok görülen hamilelik ve doğum öncesinden görülür. İnsanların yarısından fazlasında görüldüğünden çok sık karşılaşılan bir enfeksiyon olarak kabul edilir.

Sitomegalovirüs nasıl bulaşır?

Enfeksiyonların çoğunda olduğu gibi Sitomegalovirüs de vücut sıvıları ile bulaşabilir.

En sık bulaşma şekilleri şunlar:

• İdrar

• Tükürük

• Gözyaşı

• Semen

• Anne sütü gibi vücut sıvıları

• Cinsel ilişki

• Kan nakli

• Hamilelik esnasında bebeğe geçebilir

• Emzirme sırasında bebeğe bulaşabilir

Sitomegalovirüs belirtileri nelerdir?

Sitomegalovirüs enfeksiyonu genellikle belirti vermeden geçirilir. Bazı vakalarda ise hafif ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, eklem ağrıları, lenf bezlerinde şişme görülür. Hasta CMV enfeksiyonu ilk kez geçiriyorsa buna primer enfeksiyon adı verilir. Geçirilen ilk enfeksiyonun ardından virüs vücutta kalır ve sessiz hale gelir. Daha sonra ki dönemlerde hastalık tekrarlarsa yeniden aktif hale gelebilir. Tekrarlayan enfeksiyonlara rekürren enfeksiyon adı verilir. Bir anne adayının hamilelik süreci boyunca hem primer hem de rekürren enfeksiyon geçirme olasılığı vardır.

Bebeğin organlarında sorun yaratabilir

Hamileliklerinden önce CMV enfeksiyonu geçirmemiş kadınların yüzde1 – 4’ü hamilelik esnasında ilk kez enfeksiyona yakalanırlar. Bu anne adaylarından yaklaşık yüzde 20-40’ı CMV enfeksiyonunu bebeğe geçirirler. Bebeklerden onda biri ise enfeksiyondan etkilenir. CMV enfeksiyonundan etkilenen bebeklerin göz, karaciğer, dalak, beyin gibi organlarında zararlar oluşabilir. Bebekte sitomegalik inklüzyon hastalığı (konjenital sitomegalovirüs enfeksiyonu) denen bir durum oluşur. En çok görülen hasarların başında, kafanın normalden küçük olması, beyinde kalsifikasyonlar, karaciğer ve dalakta büyüme, görme ve işitme problemleri, zeka geriliği, gelişme geriliği, sarılık, peteşi ve ölümler yer alır. Ender vakalarda doğumdan sonra bebekte herhangi bir anormallik tespit edilmediği halde daha sonra ki yıllarda zeka geriliği, işitme problemleri gibi sorunlar görülebilir. CMV enfeksiyonunun neden olduğu bu rahatsızlıklara rağmen düşük veya anne karnında ölümlere yol açıp açmadığı kesin olarak bilinmiyor.

Hamilelikte rekürren CMV enfeksiyonu

Anne adayının hamilelik sırasında rekürren CMV enfeksiyonu geçirme olasılığı daha yüksek olmasına rağmen bebeğin bundan rahatsızlıktan etkilenme riski daha düşüktür. Rekürren CMV enfeksiyonun hamilelik esnasında bebeğe geçme olasılığı yüzde 1 – 2 arasındadır. Hamilelikte bebeğin rekürren CMV enfeksiyondan etkileme riski daha az olsa da, kısa veya uzun dönemde sorunlar ortaya çıkabilir. Anne adayının daha önce CMV enfeksiyonu geçirmiş olması ve hamilelikte enfeksiyonun tekrarlaması bebeğin hastalıktan daha az etkileneceği anlamına gelir. Bununla beraber bebeğin etkilenme riski enfeksiyonun hamileliğin erken dönemde geçirilmesi ile artar. Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde geçirilen enfeksiyon bebek için daha az tehlikelidir. Ancak her iki enfeksiyonda da doğumdan sonra anormallikler saptanmazsa bile, ilerleyen yıllarda yüzde 5 – 10 oranında etkiler görülebilir. CMV enfeksiyonu hakkında yapılan araştırmalar, bebeğin anne adayının enfeksiyonu geçirdiği döneme bağlı olarak nasıl etkilendiğini henüz kesin olarak ortaya koymadı.

CMV enfeksiyonu tanısı nasıl konuluyor?

Kesin teşhis konulabilmesi için hamileye kan testi yapılır. Test sonucunda CMV IgM antikorunun pozitif olması anne adayının hastalığı yeni geçirdiği anlamına gelir. Eğer CMV IgG antikorunun pozitif çıkması enfeksiyonun daha önce geçirildiğini gösterir. Primer enfeksiyonların yüzde %75’inde CMV IgM antikoru pozitiftir. Rekürren enfeksiyonların ise yüzde10’unda pozitiftir. Bu nedenle IgG titresindeki 4 katlık artış da yeni geçirilen enfeksiyon tanısını koymakta daha kullanışlıdır. Enfeksiyon geçirildikten sonra IgM farklı sürelerde yeniden kaybolur. Bebekte enfeksiyon tanısı koymak için fetüsün kanından, amniyon sıvısından veya koryon villusundan virüs kültürü ya da PCR ile DNA izolasyonu yapılabilir. Ayrıca bebeğin kanındaki IgM antikoru kontrol edilebilir. Uygulanan bu testler fetüste enfeksiyonun olup olmadığını gösterseler de, enfeksiyonun bebeğe verdiği zarar konusunda bilgi vermez. Söz konusu yöntemlerle enfeksiyon teşhis edilen bebeklerin dörtte birinde doğumdan sonra sorunlar ortaya çıkar. Kalan bölümünde herhangi bir sorun oluşmaz. Bebeklerde oluşabilecek anomalilerin tespiti için detaylı ultrason muayenesi de yararlı olur.

Hamilelikte CMV enfeksiyonu

Hamilelikte CMV enfeksiyonu geçiren anne adaylarının hastalığı bebeklerine geçirme olasılıkları ve bebeklerin etkilenme olasılığı oldukça düşüktür. Ancak hastalıktan etkilenen bebeklerde çok ciddi problemler görülebilir. Bunun dışında enfeksiyon ilk kez veya tekrarlar vaziyette geçiriliyor olsa da tanı koymak oldukça zordur. Belirtiler çok hafif olduğundan bu bulgulardan yola çıkmak da tanı için yeterli değildir. CMV enfeksiyonuna karşı geliştirilmiş herhangi bir aşı veya tedavi bulunmuyor. Ancak ülkemizde hamilelikten önce veya hamilelik esnasında CMV ile ilgili taramalar yapılır. Daha önce enfeksiyona yakalanmamış olan kişilerin hijyen kurallarına dikkat ederek hastalığa yakalanma risklerini azaltabilirler.

Hürriyet

<



Sen neymişsin magnezyum!

Hastalıkların yüzde 13’ünün magnezyum eksikliğine bağlı olduğunu biliyor muydunuz? Abant İzzet Baysal üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim




Sedef hastalarına müjde

Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba’nın başkenti Havana’daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul

Çocuklukta başlamalı

Prof. Dr. Uzel,  ortodontinin ağızdaki kapanış bozuklukları ve dişlerin çenelerdeki konumlarının nasıl oluştuğunu inceleyen, teşhis eden, bu bozuklukları önleyen ve

Antidepresanlara dikkat

Kanadalı araştırmacılar, bazı antidepresanların meme kanseri ilacı tamoxifen ile birlikte kullanımının risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Tıp dergisi British Medical Journal’da




Düşmanınız değil !

Kişinin vücudunun herhangi bir bölgesinden (algılamasındaki çarpıklık sonucu) hoşnutsuz olup, bunu yoğun olarak düşünmesi psikiyatrik bozukluk olan “Dismorfofobi” rahatsızlığının belirtileridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir